Yardım etmek… O yardımı yapanda da, yardımı alanda da bir çift gülüş, sıcacık bir mutluluk belki de o mutluluk sonucu oluşan bir kaç çift göz yaşı bırakır.
Kalbin kocaman olmalı yardım yapmak için.Geri dönüş beklemeden, sanki yardımı yapmışsın ama bunu sen bile bilmiyormuşsun gibi davranmalısın.Böbürlenmek, illa da kendini göstermek bu gönüllü işte yapılabilecek en gönülsüz iş olur.Bir iyilik yapılıyorsa O iyiliği yapan ve iyilikten nasibini alanlar arasındaki mutluluk dünyaya bedel olur.O iki taraf arasındaki en temiz, en saf mutluluk… Hayatım boyunca elimden geldiğince gönüllü projelere katılmak, bir parçacık yardımımı ihtiyaç sahiplerine iletmek hedeflerimden biri olmuştur ve böyle de devam edecek.Düşünsenize karşınızda sizden kocaman masum gözleriyle bir parça ekmek isteyen ayağı yalın, saçı başı dağılmış bir çocuk.Ve size avucunu açmış, sizden yardım beklemekte.Belki de o yemeği alıp sadece kendisinin değil, ailesindeki kardeşlerinin de karnını doyuracak, en azından doyurmasa bile boğazlarından bir kaç parça ekmek geçecek.Bu tabloya bir çoğumuz rastlıyoruz her gün.
Bir iki hafta önce okuldan servisle dönerken camdan bakıyordum.Bir kız çocuğuna gözüm takıldı.Sımsıcak poğaça kokuları gelen, istemediğiniz kadar şekerlemelerle, kurabiyelerle dolu bir fırın önündeydi.Ama o açtı, gözüne bakınca anlayabiliyordunuz.Ama hala o içindeki mutluluk, çocuk masumluğu her çocuktaki gibi aynıydı, o masumluğa aç değildi çünkü.Daha sonra elindeki ekmeği ve ayranı gördüm.Karşıdaki restorandan vermiş olmalılar.Ve asıl canımı acıtan, bana dokunan şey bunu babasına verişiydi.Babasıyla paylaşması tabi ki güzel, aynı anda göz göze diz dize bir parça ekmeği bölüp paylaşmak.Fakat o anda dünya bence onlar için tersine dönmüştü.Bir baba çalışıp, kazanıp çocuğuna ekmek, su, şeker almalıyken, çocuk babasına getiriyordu kazandığını.Belki restorandan belki de sattığı mendillerden kim bilir?
Bu tarz örneklerden daha çok bahsedebilirim daha bu genç hayatımda şahit olduğum.Ama bu yazıda paylaşmanın verdiği mutluluk, bizlere kazandırdığı şanslar ve yepyeni dünyalara açılan kapılardan bahsedeceğim.
Okulum, Saint Joseph Fransız Lisesi bir sosyal yardım projesi düzenledi bu sene her sene de olduğu gibi.Bu fikirler okulumuzun sosyal yardım kulübünde olan öğrencilerin parlak zekalarından, temiz yüreklerinden çıkıp öğretmenlerin yönetmeleriyle harmanlanıyor ve son şeklini alıp afişlerle tüm okula yayılıyor.Gönüllü öğrenciler ise oldukça ilgi gösterme peşinde oluyor.Bu senenin konusu oyuncağa ihtiyacı olan, içinde tertemiz suratların, minicik ellerin, saf yüreklerin bulunduğu Esentepe’de bir anaokuluna oyuncak yardımı.Okulumun belirli bölgelerinde bulunan, oyuncak ayıları, oyuncak bebekleri bekleyen sepetlere koyuluyor ve burada toplanıyor ihtiyaç sahibi olan miniklere gidecek hediyeler.Sonrası daha eğlenceli aslında.Bu oyuncakların özel imalat olan devasa, usta ellerce yapılmış bir kutuya konulması planlanıyor.O kutunun içini hayal ettiğinizi şuan hissedebiliyorum.O kutunun her bir boşluğunu kiminin yıllardır yatağında birlikte uyuduğu ayıcık, yemek yemesi için annesi tarafından eline sıkıştırılan araba, özene bezene saçını taradığı kız bebek dolduracak… O kutunun anaokuluna vardığı anı ve çocukların onu açtığı anı getirin şimdi de aklınıza.O anda onlarca küçük suratın kutunun etrafına toplanacak olması, bağırış çağırışlar, en iyi oyuncağa sahip olma uğrunda koşarken birbirlerini itişleri.Oyuncağına kavuşan tatlış çocukların yüzlerinde oluşacak tarif edilemez mutluluk, içlerinden size teşekkür edişleri, o çocukların ailelerinin çocuklarında gördüğü sevinç ailelerini de memnun edecek.
Yazımın başlarında yardım iki tarafı da mutlu eder, iki tarafa da mutlaka çeşitli kazanımlar sağlar demiştim.Minik öğrencilere eğlence, sevinç, mutlululuk katarken, bu sayede yardımı yapan bizlere de mutluluk, huzur, dünyayı farklı açılardan görebilme yeteneği belki de duygusallığımız ağır basıyorsa ufak bir göz dolması katacak.Yardım projelerinde emeği geçenler çok değerli bir yere sahip olur benim için.Hem benim için, hem de bu süreçte yardımı alanlar için.
Fikrimizi paylaşarak yeni arkadaşlıklar ediniriz, kendi düşüncemize, kafa yapımıza uygun insanlarla birlik oluruz, birbirimize destek çıkarız.Ama en büyük desteği kendi vicdanımızdan alırız.Saf duyguların barındığı temiz yürek taşımak herkese göre olan bir şey değil.Bunu becerebilenlerle çalışırsak ve planlar üretirsek sonucunun mükemmel olduğunu da yaşayarak görürüz.
Hayatınızda en az bir kişiyi güldürebilmeniz, size bakan koca gözlerinin içindeki sevinci hissedebilmeniz ve içinizdeki samimiyeti kaybetmemeniz dileğimle…
Fatma Pınar ÜNER

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder