26 Mart 2017 Pazar

Hayalinin peşinden git




 Olmuyordu, asla onun kadar güzel kaşlara, gözlere sahip olamayacaktı.Hele rüzgarda narince salınan saçlarına o kadar özeniyordu ki...
 Sınıfta neden onu hep dışlıyorlardı? Neden yanlarına almıyorlardı? Sanki onlardan bir farkı vardı, bir eksikliği, hep böyle düşünüyordu Lal.Sadece ailesinin bildiği bir sırrı vardı ve bunu hayatı boyunca taşımak zorundaydı.Başkaları tarafından bilinip dalga geçilmesinden çok korkuyordu ailesi, ve kızlarının kendini üzüp, çaresizlik içinde yaşamasını istemiyorlardı bu yüzden ona asla söyleyemiyorlardı.Anne ve babasının yanında güçlü durmaya çalışırken, geceleri her yatağa girişinde gözünden bir kaç damla yaş eksik olmuyordu.Dua etmekten başka yapabileceği yol yoktu Lal'in.Çünkü anne ve babasının ona söylemediği şeyi her defasında onlara soruyor, karşılığında da" Hep hedeflerinin peşinden git, seni hiçbir şey yıldıramayacak!" cevabını alıyordu.Ama anlamıyordu.Dışarıdaki insanlar onu gördüğünde gözlerine hakim olamadan direk kollarına çeviriyorlardı bakışlarını.Lal onları da anlamıyordu farklılığını hissetmiyordu.
 Hayatında tek bir tutkusu vardı.Yuzme.Seneye 10 yılda bir yapılan bir yarışma vardı.O yarışmada okulunu temsil etmek için her gün antrenmana gidiyordu, fazla yormadan.Koşullar ne olursa olsun, kurallar nasıl çizilmişse çizilsin onu bu tutkusundan kimse, hiçbir şey ayıramayacaktı.Küçüklüğünden beri su ona güç veriyor gibi hissettiriyordu, kendini rahatlamış hissediyordu o.
 Minicik parmakları, ayaklarıyla suda can buluşunu ailesi gözleri yaşlı izlerlerdi ona göstermeden.Özel hocalar tutuyorlar, en iyi şekilde onu besliyorlar ve yarışmada birinci olması için ellerinden geleni yapıyorlardı aile olarak anne ve babası.Lal de her gün üşenmeden annesinin sımsıcak öpüşüyle erkenden kalkıyor ve havuzda buluyordu kendini.Çok çalışıyordu, spor onu gün geçtikçe mutlu ediyordu, yüzüne canlılık katıyordu.Her gün sporun faydalarıyla alakalı minik paragraflar okutuyordu annesine ve babasına anlayabildiği kadarını anlıyor, soruları olunca antrenörüne soruyordu.Spor için verdiği bu savaş onu hayata bağlıyordu.Gün geçtikçe yarışma yaklaşıyordu.
 Her hafta gittiği beyaz önlüklü ablası ona çikolata verdikçe, olumlu konuştukça ailesi mutluluktan ağlıyordu bu sefer.Bir takım kağıtlar, iğneler, raporlar...O anlamıyordu, ona yarışmayla alakalı olduğu söyleniyordu ve daha da iyi olacağı söylendikçe korkusuzca teslim ediyordu kendini beyaz önlüklere.En büyük destekçilerini de oradan buluyordu.Yan odalardaki arkadaşları yarışma günü onu destekleyeceklerine söz veriyorlardı.
 Fakat son aylarda çikolatayı aldıktan sonra o ablasının gözlerinin içindeki ışığın gitgide azaldığını hissetmeye başladı.Annesi kontrolden eve geldiğinde her zaman ağlıyordu ama Lal nedenini sorduğunda sürekli bahane uyduruyordu ve sen spora devam et asla hedeflerinden vazgeçme dediğini duyuyordu.Sonrasında annesi her zaman yaptığı gibi defterini açıp yine ona gömülüyordu.
 Aylar geçti, günler geçti yarışmadan önceki son bir haftaya girdi.Yarışmaya girmediği her gün ona huzursuzluk katıyordu sadece yarışmayı kazanmak istiyordu, o yarış gününün sabahına uyanmayı, sularda balık gibi süzülmeyi ve kupayı havaya kaldırışı...
 Yarışma günü geldi, sabah uyandı ve beyaz önlüklü ablasına gitti ailesiyle yine.Şekerini aldı, çikolatasını da koydu cebine.Her haftaki rutinini tamamladı ve eve geçti, mayolarını giydirdi annesi.
Annesi yine çekildi odasına ve defterine yazdı "Bugün son mu şimdi?"Annesi o gün gözyaşlarına boğuldu adeta ama kızına yarışmanın heyecanından olduğunu söyleyip geçiştirdi.
 Atladılar arabaya, yola çıktılar.Yarışmacıların hazır olduğu andan itibaren anonslar yapıldı Lal de diğer rakipleri gibi yerini aldı.Anne ve babası gözü dolu onu izliyordu.Atladı suya, kulaç attı, attı, attı.Bitirme düğmesine bastı, kafasını kaldırdı.Gözlerini açtı ve birinci sırada adının yazdığını gördü.Heyecandan eli ayağına dolandı.Gülüşler, bağrış, çağrışlar, tebrik mesajları yağdı.Kupa töreninide kupayı kaldırdı, resimler çektirdi.Ama bir eksiklik vardı.Anne ve babasını göremiyordu.Gerçekten yoklardı.Herkes dağıldı, Lal bir kenarda kaldı tek başına.Çok beklemedi, uzaktan babasını gördü.Koştu, sarıldılar, tebrik etti babası onu.Ama babasının gözü kıpkırmızıydı, telaşlı haliyle, sevinç mi üzüntü mü ne oluyordu anlamadı Lal.Kupayı babasına verip "Sporu hiçbir zaman bırakmadım, bak beni nerelere getirdi." dedi.Babası onun başını öptü, kokusunu içine çekti.
 Bir kaç gün sonrasındaki tabloya kimse inanamadı.Lal'in bunu idrak etmesi zordu babası ondan sakladı bir süre.Hep sordu o günden sonra babasına, Annem nerede?Ama cevabı alamadı.Alamadığı her dakika düşüncelere dalıp, uzaklaştı.
 Büyüdü, koskocaman bir yüzücü oldu.Yüzmede altın madalyalar kazandı, kupalar kazandı.Bol bol yeni sporcularla tanıştı, konuştu, hepsinden sporun onların hayatındaki yerinin ne kadar önemli olduğuyla ilgili mesajlar aldı, asla hiçbirini unutmadı.
 Bir gün eve geldiğinde küçüklüğünden beri saklı olan sandığa gözü bu sefer çok farklı çarptı.Kararsız kaldı açıp açmamak arasında.Ama yıllar geçmişti ve çocuk değildi artık diye düşünüp elini attı sandığın kilidine.Açtı ve bir notla kalakaldı."Lal" yazıyordu sadece notta.Altında da bir defter.Açti Lal defteri, okudu, okudu, ağlamaktan gözleri yandı, kızardı.Gözyaşları sel oldu, dayanamadı.En sonki sayfadaki tarih yarışmanın tarihiydi ve  şu sözler yazılıydı,
 "Yıllar önce, o bebekken kolu alınmak zorunda kaldığı günden beri ona bakmaya kıyamıyorum.Şimdi de beyninde bir tane varmış saatli bomba gibi.Her an patlamaya hazır.Onu ne zaman kaybedeceğini bile bilmemek beni kahrediyor.Yıllar boyu onu dışladılar eksikliği yüzüne vurmaya çalıştılar ama benim kızım hiçbirini dinlemedi, tek amacı spordu, yüzmedeki o yarışmaydı.Ben eminim o yapacak, kupa en çok onun eline yakışacak.Ama onu ne zaman rutin tedavisine götürsek, ben de tedavimi oluyordum aslında.O bunu hiçbir zaman bilmeyecek ben yaşarken.Bugün doktorum son saatlerimin yaklaştığını bana söyledi ve şuan kızımın yarışmasına gitmek için hazırlanıyoruz.Onu, hayalleri ve yüzme tutkusu sağlığına kavuşturuyor, daha dinç tutuyor en azından.Ben mi? Benimkisi biraz daha çaresiz diyelim.Kızım mutlu olsun.Bu satırları okuyorsan kızım, bil ki ben senin hep en büyük destekçinim, senin kazandığını görsem de göremesem de en büyük taraftarın benim."Hep hedeflerinin peşinden git, seni hiçbir şey yıldıramayacak!"

 Lal bunları okuduğu günden sonra spor tesisleri kurdurdu birçok şehire.Ve gittiği, katıldığı her konferansta, şu sözleriyle bitirdi konuşmasını,
"Hep hayallerinizin peşinden gidin.Tutkunuzu asla bırakmayın, sizi her şeye karşı yaşatacak, tüm kuralları bozacak şey odur.En büyük destekçilerinizin değerini asla kaybetmeyin, hayattayken destekleriyle onları gururlandırın.Sizi hiçbir şey yıldıramayacak!"

                                                                                                            Fatma Pınar ÜNER