Bu tarz sorularla kendimizi tanıyabiliriz ama en önemlisi bir olaya, duruma karşı içimizde oluşan duygudur.Bu belki yepyeni dallanıp budaklanmaya başlayan bir sevgi kıvılcımı, hayallerimizin peşinde koşarkenki umutlarımız, belki de ne kadar çabalasak da bir şekilde bize geri ters tepen olaylar sonucunda yaşadığımız üzüntüdür...
Duyguların esiri olmalı mıdır insan peki? Duygusallık bi yere kadar derim ben ne kadar duygusal bir kişiliğim olsa da.Bir olay olduğunda soğukkanlılığımı korurum tabiki.Fakat bazen çok takılırım, bazen çok derin düşünürüm başka çıkarımlarda bulunurum gerekli gereksiz.Mantığımı da kullanmayı öğreniyorum bu aralar.Mantık ve duygu arasındaki bağı dizginleyebilenler başarır bence.Ne aşırı mantıklı düşünüp, duygusuz bir kişilik olmak gerek, ne de fazla duygusallığa kapılıp, gerçekleri görmezden gelmek...
Yaşamımız süresince hayat dersleri aldığımız noktalar çoktur böyle.Duygularımıza yön vermek bizim hayatı anlamlandırmamızla ortaya çıkar.Hayatın hangi ucundan tutuyoruz? Bunu sorgulamak gerek işte.Neye yarıyoruz, zamanımızı iyi geçirebiliyor muyuz? Olaylar karşısında biz gibi davranabiliyor muyuz?
Duygular o kadar hassastır ki birisi inşa edilmeye başladığında araya ufacık bir taş girerse bile yıllar sonra o taş tam çıkmadan sağlam bir bina inşa edemeyiz.Yine o kadar hassaslardır ki bazen bir insanın tek lafına bakar üzüntü hissetmesi ya da sevinçten uçması, bazen aldığı bir haber, bazen de bir çift bakış değiştirir insanı işte...
Hayattan zevk almak çok önemli, duygularımızı doruk noktasında hissedebilmek için.Her zaman iyi huylu duygular kapımızı çalmaz fakat bizdeki amaç her türlü durumda duygularımıza sahip çıkmaktır.Kapılıp gitmemek, elimizdeki hayatı parmaklarımız arasından kaydırmamamız gereklidir.
Duyular o kadar özeldir ki... Her tür duygunun insandan insana farklı anlarda yaşanmışlığı vardır.Belki iki kişinin birbirine sımsıcak bakması sonucunda sevgi duygumuz, belki bir çocuğun tüm parasını verip aldığı bir top dondurmayı yanlışlıkla yere düşürmesi sonucunda yaşadığı üzüntü duygusu onu esir alır.
İnsan duygularıyla da yaşayan bir canlıdır işte.Ön sezileri olur, duygularını hisseder sonra duyguları düşüncelerine dönüşüp daha sonra karakter ve en sonda da onun kişiliğini bile oluşturabilir.Aynı bir zincirin halkalarından en güçlüsü, insanda en çok etki bırakan parçasını örnek verebiliriz duygularımıza.
Kimsenin karşısında duygularımızı ezdirmemeliyiz.Karşılık bulsak bulmasak farketmez, sevgiyi en uç noktasında yaşamalıyız, ne kadar destekçimiz de olsa etrafımızda bazen gözümüzden düşen iki damladan bile güç almalıyız.Çünkü üzüntü duygusunu bile yaşayabildiğimiz için kendimizle gurur duymalıyız.
Duygularımızı kontrol ederek hayata tutunmalıyız.Bu hayatta arkamıza izler bırakıp hep umut dolu, duygularımızı en iyi koşullarda yaşayan biri olmalı ve mantığımızı da unutmadan mantıklı seçimler de yapmalıyız.Çünkü biz bunu hakediyoruz!

Fatma Pınar ÜNER NO: 5



