29 Nisan 2016 Cuma

Duygularımız

 Bu dünyada neyi amaç edindik? Bizi nasıl bir yaşam daha çok mutlu kılıyor? Olaylar karşısında nasıl davranıyoruz? İçimizdeki duygularımıza nasıl yön veriyoruz?
 Bu tarz sorularla kendimizi tanıyabiliriz ama en önemlisi bir olaya, duruma karşı içimizde oluşan duygudur.Bu belki yepyeni dallanıp budaklanmaya başlayan bir sevgi kıvılcımı, hayallerimizin peşinde koşarkenki umutlarımız, belki de ne kadar çabalasak da bir şekilde bize geri ters tepen olaylar sonucunda yaşadığımız üzüntüdür...
 Duyguların  esiri olmalı mıdır insan peki? Duygusallık bi yere kadar derim ben ne kadar duygusal bir kişiliğim olsa da.Bir olay olduğunda soğukkanlılığımı korurum tabiki.Fakat bazen çok takılırım, bazen çok derin düşünürüm başka çıkarımlarda bulunurum gerekli gereksiz.Mantığımı da kullanmayı öğreniyorum bu aralar.Mantık ve duygu arasındaki bağı dizginleyebilenler başarır bence.Ne aşırı mantıklı düşünüp, duygusuz bir kişilik olmak gerek, ne de fazla duygusallığa kapılıp, gerçekleri görmezden gelmek...
 Yaşamımız süresince hayat dersleri aldığımız noktalar çoktur böyle.Duygularımıza yön vermek bizim hayatı anlamlandırmamızla ortaya çıkar.Hayatın hangi ucundan tutuyoruz? Bunu sorgulamak gerek işte.Neye yarıyoruz, zamanımızı iyi geçirebiliyor muyuz? Olaylar karşısında biz gibi davranabiliyor muyuz?
 Duygular o kadar hassastır ki birisi inşa edilmeye başladığında araya ufacık bir taş girerse bile yıllar sonra o taş tam çıkmadan sağlam bir bina inşa edemeyiz.Yine o kadar hassaslardır ki bazen bir insanın tek lafına bakar üzüntü hissetmesi ya da sevinçten uçması, bazen aldığı bir haber, bazen de bir çift bakış değiştirir insanı işte...
 Hayattan zevk almak çok önemli, duygularımızı doruk noktasında hissedebilmek için.Her zaman iyi huylu duygular kapımızı çalmaz fakat bizdeki amaç her türlü durumda duygularımıza sahip çıkmaktır.Kapılıp gitmemek, elimizdeki hayatı parmaklarımız arasından kaydırmamamız gereklidir.
 Duyular o kadar özeldir ki... Her tür duygunun insandan insana farklı anlarda yaşanmışlığı vardır.Belki iki kişinin birbirine sımsıcak bakması sonucunda sevgi duygumuz, belki bir çocuğun tüm parasını verip aldığı bir top dondurmayı yanlışlıkla yere düşürmesi sonucunda yaşadığı üzüntü duygusu onu esir alır.
 İnsan duygularıyla da yaşayan bir canlıdır işte.Ön sezileri olur, duygularını hisseder sonra duyguları düşüncelerine dönüşüp daha sonra karakter ve en sonda da onun kişiliğini bile oluşturabilir.Aynı bir zincirin halkalarından en güçlüsü, insanda en çok etki bırakan parçasını örnek verebiliriz duygularımıza.
  Kimsenin karşısında duygularımızı ezdirmemeliyiz.Karşılık bulsak bulmasak farketmez, sevgiyi en uç noktasında yaşamalıyız, ne kadar destekçimiz de olsa etrafımızda bazen gözümüzden düşen iki damladan bile güç almalıyız.Çünkü üzüntü duygusunu bile yaşayabildiğimiz için kendimizle gurur duymalıyız.
 Duygularımızı kontrol ederek hayata tutunmalıyız.Bu hayatta arkamıza izler bırakıp hep umut dolu, duygularımızı en iyi koşullarda yaşayan biri olmalı ve mantığımızı da unutmadan mantıklı seçimler de yapmalıyız.Çünkü biz bunu hakediyoruz!

                                                                                              Fatma Pınar ÜNER  NO: 5

27 Nisan 2016 Çarşamba

Mutluluk

Yapmaktan zevk aldığın şey midir?
Yoksa sana zevk veren şeyleri yapmak
Yaptığın her işi sever misin?
İşin her türlü sonucuna katlanarak.

İşte bu noktada ayrılır mutluluk ve mutsuzluk
Yaptığın işten zevk alırsan mutlu olursun.
Mutsuzluk yoluna yönelmeyip,
Kendi kalemindeki mürekkebin adını mutluluk koymuş olursun.

Herkesin bu mürekkebi bazen kurur, bazen de öyle bir gelir ki
Sonucu onları bile şaşırtıverir.
Önemli olan o zaman sadece bu mürekkep değil de,
Elinde tuttuğun kalemin değerini bilip ona uygun yol çizmektir.

Yollar bazen taşlarla dolar, bazen öyle bir düzlük çıkar ki karşına
Fren yapsan bile durmak istemezsin, ayağını kaptırıverirsin hayatın akışına.
Bazen de o taşlara ayağın öyle bir takılır ki
Sen daha freni ararken hayatın gaza basmış gidiyordur sonsuzluğa...

Sonsuzluk bu mutluluğa erişince mi eline geçer?
Mutluluk, sen o sonsuzluğa ulaşmak peşinde koşarken mi kapını çalıverir?
O kapının ardında,
Senin içindeki esas değerlerin yatıverir.

Değerlerini neye göre kararlaştırırsın kafanda?
Hayattan edindiğin bir bilgi, bir kişi?
Bunun sonucuna katlamak üzere yaşarsın hayatını
Bir mutluluk peşinde koşmak uğruna...

Cidden mutuluğu yakalayabilmiş misinindir acaba
Mutluluğu biliyor musundur o anda?
Beyninden geçir
Ve sadece gözlerini kapa.

Açtığında her şey değişecek.
Ya da senin istemediğin gibi elinden kayıp gidecek.
Gözlerini açtığında değiştirmen gereken mutsuzluğun içinse
Tut taşlarla dolu mutluluk yolunu ve hayatını öğrenerek yaşamaya başla.

Şimdi karar verdin mi düşüncelerine?
Senin için değerlere
Yaptığın her şeyin sonucuna
Mutluluk peşinde koşup hayatının zorluğu içine kendini sessizce bırakmaya...

                                                                                  Fatma Pınar ÜNER  NO: 4

NOT:Hepinize tekrardan merhaba arkadaşlar! Bugün yazmaktan en çok keyif aldığım, duygularımı son noktasına kadar yaşayabildiğim, yazarken adeta içimden bir başka beni çıkaran, beni farklı bir kişiliğe bürüyen şiirin eşsiz tadı ile sizi buluşturmak istedim.Umarım hepiniz hayatın bir parçasında mutluluğu yakalarsınız...
Mutlu kalın!

25 Nisan 2016 Pazartesi

Farkındalık gerek!

 Gelecek hakkında plan yapmayı, hayal kurmayı herkes sever.Ben de hayal kurmayı sevenlerdenim.Ayrıca gelecekte neler olabileceğini kafamda ihtimalleriyle değerlendirmeyi de severim.Fakat bazen benim de korku, kaygı, olumsuzluk ve karamsarlık kaplar içimi.Örnek vermek gerekirse;
 Bence gelecekte bundan tam 500 yıl sonra konuştuğumuz dillerdeki kelimelerin çoğu unutulup gidecek...Nasıl mı? Tahmin edip siz de bir kez düşünmüşsünüzdür.Gelin bu sefer de ben anlatayım size.
 Diller, toplumları bir arada tutan tutkal niteliğinde canlı varlıklardır.Dili yok olmuş, defalarca aşınmış, başka dillerle karmaşaya girmiş şekilde tutup-tutmamak bizim elimizdeyken, bugünlerde bile çoktan 10 sözcüğümüzden 1'i aşınmaya uğramış, yabancı asıllı olduğu için dil yozlaşması insanlık problemlerinin en başında yer almıştır.
 Dışarıdan bakıldığında birlik halinde, kendi kendine yeten bir toplum olarak gözükmek isteriz.Fakat günümüzde bizi biz yapan, birbirimizi anlamamızı sağlayan, en önemli iletişim kaynağımız dili yavaş yavaş ve en acısı da içten içe fark etmeden yok etme yolundayız.Sokağa bir adım atın, başınızı kaldırdığınızda yarısı Türkçe yarısı İngilizce, ya da tamamı İngilizce olan lokantaların sayısı çoğunlukta.Cafe mi demeliydim yoksa?Gösteri yerine şov, küresel yerine global, merhaba yerine naber, hoşçakal yerine baybay denilen günümüz toplumu artık o kadar alışmış ki bu kayboluşa...Düzeltmek ya da en azından tekrar ele almak, Türkçe'ye sahip çıkmak çok kolayken bir o kadar da zor geliyor insanlara...
 "Dil, yapılması için herkesin bir taş koyduğu şehirdir." demiş Atatürk.Geçmişten günümüze o kadar emekle, uğraşla, toplumu bir arada tutabilmek uğruna, Türklüğü en derinden hissedebilmek adına var olan Türkçemiz, anadilimiz, kolay gelmedi bu zamana.
 Bizlerse biraz daha gözümüzü açıp, kullandığımız kelimelere dikkat edip, Türkçe'nin önemini kafamıza kazımalı, ipler tamamen elimizden kaçmadan oturup sağlamca, toplumca, hep birlikte bu güzel eşsiz dilimize sahip çıkmaya başlamalıyız.

NOT: İlk paylaşacağım yazı çalışmam bloğumu oluşturmamdaki temel kaynağım, anadilimi anlatan bir yazı olsun istedim.En başta kendi kendime dilime sahip çıkmayı öğrenip, daha sonra bunları elimden geldiğince daha çok kişiye de duyurmayı bir borç biliyorum.Anadilimi seviyorum, onu korumayı ve bununla birlikte Türklük değerlerimizi her yerde ve her şekilde yansıtmaktan gurur duyuyorum.

                                                                                Fatma Pınar ÜNER  NO:3
                       
                                                               
                                                     

20 Nisan 2016 Çarşamba

DUYURU

Merhaba arkadaşlar!

 Bugün size ufak bir duyuru yapmak istedim.Bu duyuru yazılarımı hangi sıklıkla bloğuma koyacağımla ilgili olacak.Kafa karışıklığını önlemek ve daha düzenli bir blog düzeni kurmak için bunun önemini anladım.Şimdi yazıyorum.
 Arkadaşlar, bloğumda yazı paylaşımlarım hafta içi;
 - Pazartesi
 - Çarşamba
 - Cuma
olacak.
 Sınav haftası nedenleriyle ya da bazı önemli işler nedeniyle arada aksaklıklar olma ihtimali olsa da ben bu bloğu çok yüksek hayaller kurarak açtım bu yüzden elimden geldiğince bu düzeni korumaya devam edeceğim.
 Bu duyurudan sonraki ilk yazım haftaya pazartesi bloğumda yerini alacak.Hafta sonu da ilhamlar için bana kalsın değil mi :)
 Anlayışınız için teşekkür ediyor, bundan sonraki ilk yazımda sizi mutlu ve yazılarımdan hoşnut bir şekilde görmeyi umuyorum.
 Hepinize mutlu, sağlıklı, başarılarla dolu günler dilerim...

                                                                                                     
                                  Fatma Pınar ÜNER NO:2

17 Nisan 2016 Pazar

YENİ BAŞLIYORUZ

Hepinize Selam!

 Bugün bloğumu açmanın verdiği mutlulukla birlikte heyecanımı kontrol altında tutmaya çalışıp bu dizeleri yazmaya çalışıyorum.Yazı yazmanın bana verdiği keyif tarif edilemez derecede büyük ve eşsiz.Kafamdaki düşüncelerimi dışarıya dökmek, sesimi daha fazla kişiye ulaştırabilmek benim için olmazsa olmaz bir mutluluk.
 Bu bloğu açmamla umuyorum ki yazılarım daha fazla kişiye hitap edecek.Benim düşünceme ortak olan insanları bulma, onlardan destek alma şansım olacak.Blog sahibi tanıdıklarımın bana bloglarını anlatırkenki yaşadıkları heyecan ve özgüven beni etkilemiştir bugüne kadar hep.Ben de artık başkalarına kendi bloğumun olduğunu söyleyebileceğim ve beni bir de iç dünyamı görerek tanımaya başlayacaklar.
 Size kendimi tanıtayım, böylece işe başlamak benim için daha kolay olur.Ben Fatma Pınar Üner.16 yaşındayım.Lise 1. sınıfım.Bir tane köpeğim var ismi Bonnie ve iki tane de kuşum var onlar da Fıstık ve Fındık:) Hayvanları çok severim onların hep bizden farklı ve eşsiz bir kalbe ve düşünceye sahip olduklarını düşünürüm.Hayvanlara merhamet göstermeyi yaşamım boyunca bir borç olarak bilirim.Boş zamanlarımı kitap, dergi okuyarak, yeni güncel haberleri öğrenme yolunda zaman harcayarak geçiririm.Keman çalmayı video izlemeyi ve derslerime çalışmayı çok severim.İnsanın asıl amaçları uğrunda yaptığı işler bence onu en çok mutlu edecek şeylerdendir.Keman çalmak demişken, 6 yıldır bana emek veren ve saygı duyduğum, benim için çok özel bir yere sahip olan çok özel hocamdan birebir ders alıyorum.Başta voleybol olmak üzere , futbol, basketbol oynamayı, yüzmeyi, koşu yapmayı çok seviyorum.Arkadaşlarımla dışarıda vakit geçirmeyi, sinemaya gitmeyi, kahve içmeyi seviyorum.

Hayatımın en güzel döneminde olduğunu biliyorum ve bu bloğu açtıktan sonra hep kendi adıma yararlı ve beni mutlu eden şeyler yapmayı planlıyorum.Sonuçta vakit nakittir demişler.
 Artık hayatımın çok özel bir parçası olan yazı yazmayı sizlerle de elimden geldiğince paylaşmayı düşünüyorum ve yazılarımı sevmenizi umuyorum.Herkesin hayali gerçek olsun, kendinizi bir parça da benim yazılarımda umarım bulursunuz.Bu yol daha yeni başlıyor!

                                                                                                           Fatma Pınar ÜNER/ NO:1