Bu hayatta tek önemli varlık var.O da SEN.Tüm gün ne olursa olsun odanın kapısını kapattığında bir tek kendin olduğunu, bu hayatta kendi ayaklarının üzerinde durduğunu anlıyorsun.
Tabi ki insanlara saygı duy, onları önemse, sev.Ama doğru insanlara hakettikleri değerleri ver, yoksa sen yoruluyorsun.Yorma kendini boşuna.Hayat kısa, geçecek ömür.Geçtikten sonra yapmak isteyip yapamadığın, düşünmek isteyip düşünemediğin, söylemek isteyip de söyleyemediğin ne varsa önemsiz olacak.O yüzden zamanında yap ne yapacaksan.Belirli bir seviye ve kurallar içinde.
Bu hayat senin.Kendi hayatının kalemi sensin.İstediğin şeyi yazıp, yönetebilirsin ama sonucuna da tıpış tıpış katlanacaksın.İyi düşün, sonuna kadar hisset duygunu, kapa gözlerini, derin nefes al ve yaz yeni bölümünü hayat kitabının.Ama kural, tükenmez kalemle yazılacak.Geri dönüp silemezsin, değiştiremezsin.Ne olduysa o.Kabul edeceksin.İleride yazacakların ona bağlı olmayacak pişmansan.Aynı hatayı bir daha yapmayacaksın.Yaparsan tükenmez kalemin mürekkebine yazık.Sende yarım kalan duygulara, boşuna kafa patlatmalarına yazık.
İnsanlara hükmedemezsin.Düşünceleri değişebilir ama kendileri isterse.Davranışları değişebilir ama kendi istemeleriyle.O dışarıdaki insanları kabulleneceksin.Başka seçenek yok.Kabulleneceksin ama hayatına sokup sokmamak senin elinde.İstemediğin ve rahatsız olduğun ne varsa bir saniye bile katlanma artık.Zorunda değilsin.Bırak gitsin.
Eğer kötü düşünceleri düşünürsen ya da kötü olaylara hep maruz kalırsan, o zaman bedenin, aklın hep buna alışır ve hep böyle olacağını sanar.Oysa ki hayat bir çok yeni olaylar, yerler, insanlarla dolu.Kendine değer ver.Kendine saygı duy ve kendine dön.En iyi çözüm budur.
Hayat kısa ama güzel.Onun yönünü çizmek senin elinde.Kendine güven.Kendinin farkına var.SEN güçlüsün ve istediğin her şeyi yapabilirsin.Kimsenin sana müdahale etmesine gerek yok.Sen doğru kararları zaten verirsin.
Ama en önemlisi sakın ailenin değerini unutma.Hiçbir zaman.Ne olursa olsun ailen en başta olacak.Onlar sana ne derse desin, nasıl davranırlarsa davransın senin bu güzel hayatı yaşaman onlara bağlı.Onlar senin canın, SEN onların canısın, onları üzme, her olayda onlara yakışır hareketler sergile.Ne olursa olsun, dışarıdaki insanlar bir yere kadar.Ama aile her zaman seninle.Sahip çık en yakınındakilere.
Eğlen, gül, sevin, mutlu ol, bağıra çağıra belli et mutluluğunu, sımsıkı sarıl sevdiklerine, üzül zaman zaman, ağla değiyorsa, kararsız kal, şaşır, kork.Tüm duyguları enlerde yaşa.
Sonra hemen toparlan.Hayatta olduğunu unutma.Kısa olduğunu yaz bir kenara.Ona göre yaşa.
Senin olan, sana gelecek.
Bir şey olmuyorsa zorlama.
Hayatını akışına bırak.
Çok büyük konuşma.Hayat anlıktır.Değişebilirsin.
Yaşamaktan korkma.Hayata bağlan.Güçlü dur, güven kendine.
Önemlisin, bu hayat senin, tadını çıkar.
SEN yaşa hayatını.
Ama her zaman,
Yaptığın her şeyde, düşündüğün her düşüncede, söylediğin her sözde SEN gibi ol.
Kendine bir not.
Sevgiler...
Fatma Pınar ÜNER
25 Ağustos 2017 Cuma
17 Ağustos 2017 Perşembe
Kahve Kokusu
Çekirdekten yeni çekilmiş kahvenin kokusu...
Türk kahvesinde ayrı, filtre kahvede bir ayrı, yok günümüz popüler yaşamının İtalyan yapımı cappuccinosunda, lattesinde daha da farklı.
Fotoğraflarda estetik uyandırır çoğu zaman.Aynı kareye kitap eklemeden o fotoğrafı paylaşma kuralına uyulmuş sayılmaz, ha bir de gözlük üçlemesi tam olur.
Dinç tutar insanı kahve, uykuyu bozar, yatağa yatırmaz, şekersiz türk kahvesi de sert çarpar insana.Rüyadan uyandırır, gözünü açar, aklını başına getirir, konsantrasyonunu toplar.Fallarla birlik olup gelecek kaygısı, falcılara ekmek parası olur kimi zaman.Sipariş vermesi bile elittir kahvenin.Sütle yumuşatılmış, yumuşak içimli, sade, iki şekerli, bol köpüklü... Say say bitmez.Gittikçe de artacak gibi gözüküyor çeşidi de, sipariş verme şekli de.
Bazen de başarılı bir iş adamının hızlı ve pratik kahvaltısı, yeri geldiğinde altın günlerinin ağız tadı, genç arkadaş gruplarının sohbet kaynağı olur.Bir şekilde insanları bağlar yani, hoş sohbetlere anahtar olur.Evi silip süpürmekten yorgun düşmüş bir yardımcının balkonda iki dakikalığına yaptığı keyife arkadaş olur.
Şimdi balkonda bana eşlik ediyor bir tanesi de.Yazmama yardımcı oluyor, ilham veriyor bana belki de.
Fatma Pınar ÜNER
Türk kahvesinde ayrı, filtre kahvede bir ayrı, yok günümüz popüler yaşamının İtalyan yapımı cappuccinosunda, lattesinde daha da farklı.
Fotoğraflarda estetik uyandırır çoğu zaman.Aynı kareye kitap eklemeden o fotoğrafı paylaşma kuralına uyulmuş sayılmaz, ha bir de gözlük üçlemesi tam olur.
Dinç tutar insanı kahve, uykuyu bozar, yatağa yatırmaz, şekersiz türk kahvesi de sert çarpar insana.Rüyadan uyandırır, gözünü açar, aklını başına getirir, konsantrasyonunu toplar.Fallarla birlik olup gelecek kaygısı, falcılara ekmek parası olur kimi zaman.Sipariş vermesi bile elittir kahvenin.Sütle yumuşatılmış, yumuşak içimli, sade, iki şekerli, bol köpüklü... Say say bitmez.Gittikçe de artacak gibi gözüküyor çeşidi de, sipariş verme şekli de.
Bazen de başarılı bir iş adamının hızlı ve pratik kahvaltısı, yeri geldiğinde altın günlerinin ağız tadı, genç arkadaş gruplarının sohbet kaynağı olur.Bir şekilde insanları bağlar yani, hoş sohbetlere anahtar olur.Evi silip süpürmekten yorgun düşmüş bir yardımcının balkonda iki dakikalığına yaptığı keyife arkadaş olur.
Şimdi balkonda bana eşlik ediyor bir tanesi de.Yazmama yardımcı oluyor, ilham veriyor bana belki de.
Fatma Pınar ÜNER
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)